Oğuzhan
Türkiye

İnsanı ateş değil, kendi gafleti yakar. Herkeste kusur görür, kendisine kör bakar. Neye nasıl bakarsan, o da sana öyle bakar.

Kişisel

Mutlulukta bin dost bulmak kolaydır

28 Mart 2016

Hemen hemen her gün düşündüğüm şeylerden bir tanesi; acaba insanoğlu onca yaşadığı zamanlarının ne kadarını umursuyorlar. Yada önemli sayılabilecek yada umursayabilecekleri kadar bir hayatları varmı ?
Bu çok inciltici bir sorgulama ve kendi kendine kelimeler içinde derin bir yüzleşmedir ki, bu yüzleşmeden galip ayrılan kişiler kendileri olma yolunda ciddi olarak adım atmışlar anlama gelir. Evet yaşamımızda canlılığımızı devam ettirebilmenin ötesinde bir anlam ile bakabilenler hayatlarını kontrol edebilme ve onları motive edebilecek hedefleri yada fakatçılarını koyabilenlerdir.

Yaşamımızın tüm alanında Zorunluluklarımızın değil, sorumluluklarımızın yerine getirebileceği bir düzlem olarak görebilmemiz ve süreç koyabilmemiz gerekmektedir.
Saslınü ettiğimiz zorunluluklardan ayrışılarak, sorumluluklarımız ise bize birilerinin anlatmasının yada söylediği türden değildir.
Zaten Rabbim bizleri yaratılırken bizlere yüklenen insani kodlarımız bizlere gerçekleri ve ip uçlarını esasen vermektedir, bununla beraber doğru şekilde göstermektedir.

Isterseniz kendi çapımızda biraz daha açalım konuyu.
Kainatta bulunan tüm insanlar iki amaç için yaşamışlar, yaşıyorlar, ve yaşayacaklardır. Bunu bu şekilde düşünmüşlerdir.
Bu fakatçlar mutlu olmak yada başarılı olmaktır. Arzu ettiğiniz yol, seçtiğiniz hedef yada aklınıza gelebilecek her ne olursa olsun. Başarılı olmanızın, mutlu olmanızın sebebi olmalıdır.
Eğer söylemiş olduğumuz o iki amaç doğrultusunda hizmet etme tercihleriniz yoksa sorumluluklarınızın yerine Zorunluluklarınız ile dolu bir hayata mahkum olacaksınız.. Zorunlarla yaşamak yaşam dolu bir ızdırap olacaktır..

çarşıdan yada mahalleden veyahut arkadaş ortamından geldiği benzer biçimde hatta ailesel baskılardan gelen bir yaşantı değil, içinizden geldiği şeklinde yaşayabilmek bir çok insan için imkansızın ötesinde bir durumdur. Oysa içimizden geldiği gibi yaşayabilmeyi öğrenmeli ve içimizden geldiği gibi davranabilme becerisi bir imkansızlık işi değil her şeye hatta tüm şartlara ragmen bir İrada işidir.
Insan özgür olduğundan insandır.. Birey içinden geldiği benzer biçimde davranamaması ve yaşayamaması kölelikten başka hiçbirşey değildir.
Ferdin özgürce yaşayamamasının ve toplumda istediği şeklinde davranamamasının bazı sebeplerinden hatta mazeretlere bağlaması kendini kandırmasından başka birşey değildir.

Eğer içinizden gelen duygu dolu sözler varsa söylemelisiniz.
Eğer içinizden gelen birşey varsa gerçektende içinizden geldiğini düşünüyorsanız o mutluluk deposudır. Ve ne olursa olsun yaşanmalıdır.
Içinizden gelen ile nefsinizden gelenide ayırt etmek gerekmektedir.
Kimi zaman ikisinide karıştırabilme söz mevzusu olabiliyor.

Mutlu olmak için etrafımızı eğitmek, veya toplumsal şartları yerine getirip dizayn etmek değildir. Içimizde herne var ise mutluluğa dair hepsinin dizayn etmemiz gerekir.
Içindeki yaşantısını düzenli hale getirene hayatın ve yaşadıkları onca şeylerin ona bir mükafaatı olacaktır. Oda dışsal şartların o kişiye uygun hale gelmesidir. Mutlu olmak isteyen her insan elbette bazı bedeller ödeyecek ve bazı acılarla yüleşecektir. Iliklerine kadar yaşamak istediği o mutluluuğu hakkaten hak ettiğini hayattakilere ve hayata gösterecektir.
Geçrekten mutlu olmak isteyen fert hayatta takılı kalmış, önyargılarda boğulmuş,kalıpçı ve derin bir kuyuya asla düşmeyecektir. Eğer hakikaten mutlu olmak temenni ediyorsa..

Mutluluğu yaşamak sizin için çevreınızdaki kişilerin sizi alkışlaması onaylaması yada evet sende bizdensin demesi demek değildir. Ihtiyacımız olan tek şey inandığımız ve bizi yanıtlmayacak olan derinden gelen o seslenişe ve içimizdeki vicdanımızın referanslarına tam manasında güvenmektir.

Titreklik yada korkaklık bizlere düşüncelerimizin kötü bir armağanıdır. Bu armağan yüzünden bizlerin her zaman birilerine yada kendimize hesap verme korkusu ile yaşamaya çalışıyor, hepimiz sanki bizmişiz şeklinde gözüken ama kesinlike bizle alakası olmayan bizlerin topluma ilişkin olan tercihlerimizle mmutsuzluğun içinde mutlu olmaya çalışıyoruz.. Niçin bir çok zenginin yada bilim insanının yada öteki insanlardan üstün olan Bilge insanoğluın kaderleri hep Yalnızlıktır ?
çünkü onlar herşeye karşın ve her şartlara rağmen kendi tercihlerini başkalarının tercihlerine daha üstün tutmuşlardır. Ve mutluluklarının verdiği her bedeli ne ise ödedikleri içindir.
Bir düşünün o kişiler hayatta iken onca taşları atarlar..
öldüklerinde ise, o taşlarla o bireyin heykelini yaparlar..
Yaşam işte bu kadar acımasız ve tuhaftır.

Etraflarında yaşadığım bazı insanlar beni uyumsuz, suratsız, ve hiç mevzuşmayan olarak bilirler..
Fakat hiç düşünmezler belkide etrafında yaşadığım toplum uyumsuz.
Eğer kalbimin derinliklerinden bir yerlerde her şeye ve her şartlara karşın zeminini hazırlamış olduğum, negatif yaşantıma rağmen yaşantımın toprağına dikmiş olduğum bir mutluluk fidanı var ise ugruna savaşılır bulduğum içindir. Içinde ve peşinde kurmul olduğum akrabalarım olduğu içindir.
Bana hiç kimse rahat kazanılmış bir mutluluktan söz edemez..
Sancısız ağrısız bir doğumdan farksızdır bu..
Doğumlarda sancı vardır.. Doğumlarda ağrı vardır..çığlık vardır.. Gözyaşı vardır.. Ama önceden ödenen bu acıların peşinden doğumlarda ağrıyla ve sancıyla harpmanın sonucunda büyük bir mutluluk vardır.

Yaşamış olduğu hayatı ve mutluluğu basite alıp basit yollarla yada kestirmeden haiz olacagını zanneden mantık. Elinde sonunda bu gün olmassa normal olarak yarından daha yakın bir zamanda batkı edecektir.

Kalbiniz mutlu olmanız için bir hedef yada yaşantı sunuyorsa onun için yaşayın.. Onun için savaşın.. Ve onun için savaşım edin.. Hatta onun için ölün.. çünkü bize susadığımız zaman suya, ışıksız kaldığımız zman ışığa götüren irademiz mutlu olmamız içinde bizi doğru yola iletendir. Yaşamımızın hepimiz için öngördüğü sizde yaşamınıza ve yaşantınıza monte edin.. Unutmayalım ki mutlu olmayı başarmış olan insanlar mutluluğu ötelerde aramakla değil, burunlarının dibinde olduğunu görebilen insanlardır.. Ne yazıkki ve ne çareki insanlar şu demek oluyor ki hepimiz çoğu vakit bunumuzun dibini bile görememekteyiz..
Bu niçin mutluluuğu yakınımızda değil, uzaklarda aramayı tercih eden zavvallı mutsuz insanlara dönüşmekteyiz.

Mutlulukta bin dost bulmak kolaydır, mutsuzlukta bir dost bulmak zordur…

ETİKETLER
İLGİLİ MESAJLAR
9 Yorumlar
  1. Cevapla

    ismail karakaya

    9 Ağustos 2016

    Yine harika bir yazı, üstadım.
    Kalemine, yüreğine sağlık.
    Takipteyim.

    • Cevapla

      Oğuzhan

      9 Ağustos 2016

      Bu güzel yorumunuz için teşekür ederim. 🙂

  2. Cevapla

    islam

    3 Kasım 2016

    Gerçekten çok iyi elinize sağlık 🙂

    • Cevapla

      Oğuzhan

      18 Haziran 2017

      Teşekkür ederim islam Bey fakat makale bana ait değil.

  3. Cevapla

    ilan ver

    30 Ocak 2017

    başarılı bir paylaşım teşekkürler

    • Cevapla

      Oğuzhan

      4 Şubat 2017

      Ben teşekür ederim

    • Cevapla

      Oğuzhan

      18 Haziran 2017

      Teşekkür ederim efendim.

  4. Cevapla

    bicümle

    8 Haziran 2017

    harika bi paylaşım emeginize saglık 🙂

    • Cevapla

      Oğuzhan

      18 Haziran 2017

      Teşekkür ederim efendim, yalnız makale bana ait değil.

YORUM YAP